Tuzun aşırısı kalbe zararlı

06 Şubat 2010 admin  
Kategori: Sağlık

Doç. Dr. Ülver Derici, ”Aşırı tuz tüketimi, yüksek tansiyon, kemik erimesi, böbrek hastalığı, mide kanseri, inme, şişmanlık ve kalp hastalığı açısından ciddi bir risk faktörüdür” dedi.

Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri de olan  Doç. Dr. Ülver Derici, 1–7 Şubat Dünya Tuza Dikkat Haftası dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, gereğinden fazla tuz tüketiminin başta hipertansiyon olmak üzere çok sayıda hastalığa yol açabileceğini bildirdi.

Bu yılın teması olarak ”Tuz sağlığınıza zarar verebilir” sloganının seçildiğini anlatan Derici, ”Aşırı tuz tüketimi, yüksek tansiyon, kemik erimesi, böbrek hastalığı, mide kanseri, inme, şişmanlık ve kalp hastalığı açısından ciddi bir risk faktörüdür” dedi.

Derici, Dünya Tuza Dikkat Haftası boyunca, aşırı tuz tüketiminin zararları hakkında toplumda farkındalığı artırmayı amaçladıklarını dile getirdi.

Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneğince 2008 yılında yapılan çalışmada, bir kişinin günlük tuz tüketiminin normalde olması gerekenin üç katı (ortalama 18 gram) olarak tespit edildiğini belirten Derici, şunları kaydetti:

”Çalışmada, erkeklerin kadınlardan daha fazla tuzlu yediği saptanmıştır. Zeytin, peynir, turşu, salamura ve konserve gıdalar tuz oranı yüksek ve toplumumuz tarafından yoğun tüketilen gıdalardır. Ekmeğimizdeki (ortalama 300 gramlık ekmek) tuz miktarı yaklaşık yedi gram kadar olup günde bir ekmek tüketen birey zaten alması gerekeni fazlasıyla almaktadır.

Türk Hipertansiyon İnsidans Çalışması’na göre, Türkiyedeki hipertansiflerin miktarı dört yılda üç milyon artmış olup, toplumumuzun aşırı tuz tüketimi bu artışın önemli bir sebebi olarak görülmektedir.”

Derici, tuz kullanım miktarının toplumsal özelliklere ve coğrafi bölgelere göre değişebildiğini de ifade ederek, ”Normal sağlıklı bireylerde günlük olarak yemeklerle alınması gereken ortalama tuz miktarı 5 gramdır (maksimum 6 gram)” dedi.

Bu miktarın üzerinde tuz tüketilmesi halinde, ”kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm oranlarının yükseldiğini” vurgulayan Derici, fazla tuz kullanımının astım hastalığında da şikayetleri tetiklediğini bildirdi. Derici, bu nedenle, sağlığın korunması, dengeli beslenme alışkanlığının kazanılması ve olası hastalıklara karşı riski artırmamak için günlük alınan tuz miktarının azaltılması gerektiğini kaydetti.

Şişmanlık kanser olma nedeni

25 Eylül 2009 admin  
Kategori: Sağlık

şişmanlık

Uzmanlar,şişmanlığın (obezitenin) gelecekte kadınlardaki en büyük kanser nedeni olabileceğini belirtti.

Avrupa’da şişmanlık ve obezitenin, kanserlerin yüzde 8′inden sorumlu olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, obezitenin yayılmasıyla bu oran yükselirken, kanserin temel nedenleri arasındaki sigara ve hormon tedavisinin geriye düşme eğiliminde olduğunu kaydetti.

Avrupa Kanser Teşkilatı ile Avrupa Tıbbi Onkoloji Derneğinin toplantısında araştırmasını sunan Manchester Üniversitesinden Andrew Renehan, obezitenin, gelecek on yılda kadınlarda en büyük kanser nedeni olacak kadar hızlı yayıldığını söyledi.

Renehan ve meslektaşları, 30 Avrupa ülkesinde şişmanlık yüzünden olduğu düşünülen kanser vakası sayısını belirlemelerini sağlayacak bir model hazırladılar.

Bu modele göre, 2002 yılında 2 milyon kanser vakasının 70 bininin obezite yüzünden olduğu hesaplanırken, 2008 itibariyle bu sayının 124 bine çıktığı belirlendi.

Şişmanlığa bağlanan kanserlerden yüzde 65′inin kolorektal kanser, menapozlu kadınlarda meme kanseri ve endrometrial kanser olduğu belirtildi.

Renehan, ABD’de yapılan bazı araştırmaların, obezliğin kanserlerin yüzde 20’sinden sorumlu olduğunu gösterdiğini söyledi.

Birleşik Krallık Kanser Araştırma kurumundan Lucy Boyd da “Şişmanlık veya obezite, muhtemelen sigaradan sonra kanserin en büyük nedenlerinden biri” dedi.

Bilim adamları şişmanlığın neden kanser riskini artırdığını tam olarak bilmiyorlar ancak bunun hormonlarla bağlantısı olabileceğini düşünüyorlar. Vücudun şişmanladıkça, tümörlerin büyümesine yardım eden östrojen gibi hormonları daha fazla ürettiğine dikkati çekiliyor.

Göbekli insanların midelerinde de daha fazla asit biriktiği, bunun da mide bağırsak kanserine yol açabileceği belirtiliyor.

Kaynak: AA

Neden şişmanlarız?

10 Eylül 2009 admin  
Kategori: Sağlık haberleri

Neden şişmanlarız

Uzmanlar, hareketsizlik dışında şişmanlığa yol açan faktörlere dikkat çekiyor. Çok fazla yemek yemek ve çok az hareket etmek kocaman bir göbek demektir.

İşte şişmanlığa sebep olan gizli düşmanlar:

1. Stres
2. Yaş
3. Evlenmek
4. Klimalar
5. Kullandığımız İlaçların Etkisi
6. Genetik Miras
7. Uyku sorunları

Stres:

Bütün bir gün etrafta koşuşturursak aslında kilo vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika’daki Chicago üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor. Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde kilo alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok kilo alıyorlar. Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz. Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor ve enerjinin görevini yapmasını engelliyor.

Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor. Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir. Boston Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gerilimden en kolay kurtulmanın yolu onun üzerine gitmek.

Yaş:

Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var. 25-30 yaşlarında kilo daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var.

Evlenmek:

Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin yemek alışkanlıklarını hem kadın hem de erkek açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra erkeklerin daha sağlıklı beslendiklerini, kadınlarınsa yemelerine çok fazla dikkat etmeyip kilo aldıklarını ortaya çıkarmış. Uzmanlar bunun sebebini kadınların daha fazla et ve büyük porsiyonlarda yemek yemesine, evlilikle ilgili strese daha yatkın olmalarına ve genel olarak sağlıksız beslenmelerine bağlıyor.

Peki bu konuda ne yapılabilir? Bilimadamları esprili bir cevap veriyor ya bekar kalacaksınız ya da eski sabit beslenme alışkanlığınızı devam ettireceksiniz.

Kullandığımız İlaçların Etkisi

Pek çok kadın bazı doğum kontrol ilaçlarının yarattığı kilo problemlerinden haberdar. Aslında sadece doğum kontrol ilaçları değil genel olarak pek çok ilaç fazla kiloya sebep olabiliyor. O yüzden hastasına ilaç yazan bir doktorun bu konuda hassas davranması gerekiyor. Örneğin bazı depresyon ilaçları 3-4 kiloya kadar artışa sebep olabiliyor. Tansiyon için kullanılan kimi ilaçlarsa ekstra 2 kilo anlamına gelebiliyor. Diyabet ilaçlarının 3-4, insülin şırıngalarının ise uzun vadede 10-15 kiloya kadar artışa sebep olduğu biliniyor. Bu yüzden özellikle diyabet problemi olanların erkenden spor yapmaya başlamaları tedavi sırasında gelebilecek kilolara karşı koymaları açısından önemli. Eğer ilaç kullanımında kilo alma gibi bir endişeniz varsa bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız. Belki de daha ince bir alternatifiniz olabilir.
Klimalar

Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır ve bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Klimalar ise işte bu görevi üstlenirler. Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde sıcakta veya soğukta kilo verdikleri gözlemlenmiş. Gün boyunca sabit olarak ısıtılan veya klimayla soğutan mekanlarda yaşıyoruz. Bu ısı ortalama 26 derece civarında. Ve tam da bu ısıda ekstra hiçbir şey yakmak mümkün değil. Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin ve onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın. Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecek emin olun.

Genetik

Gen araştırmaları şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlığın sorumlusunun bazı genler olduğu düşünülüyor. Tek yumurta ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki vücut ağırlığının yüzde 70’ine kadar olan kısmını genlerimize sadece yüzde 30’luk bir bölümünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Bilimadamları şişmanlığa yol açan gen sayısının 30-100 arasında olduğunu söylüyor.

Hepsinin tek başına çok küçük bir etkileri var. Ancak bir araya geldiklerinde tartının ibresini fırlatıveriyorlar. Buna göre iştahı artıran genler, vücuda elma veya armut formunu veren genler, metabolizmayı yöneten genler belirlenmiş durumda. Yuvarlak genlere sahip olanların maalesef yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Her şeyden önce özellikle yaşamın belli dönemlerinde özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin hamilelik döneminde veya menopoza girerken. Doktorlar gelecekte bu gen durumunu dengeleyecek ilaçların çıkacağını söylüyor. Ama o zamana dek yapılacak şey beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek.

Uyku sorunları

Yapılan araştırmalar, günde 12 saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, 12 saat ve daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla obezite riskine sahip olduklarını ortaya koyuyor. İşin en ilginci anne-babanın obez olması, hareketsizlik, uzun saatler TV seyretmek gibi faktörlerin hiçbir bu çocuklarda uyku kadar etkili olmuyor! Bilimadamları bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesine bağlıyor. Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor ve açlık hissini önlüyor. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş ve içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacak. Eğer kronik bir uyku probleminiz varsa mutlaka bir doktora danışmalısınız.

Şişmanlık bulaşıcı

29 Ağustos 2009 admin  
Kategori: Sağlık haberleri

Şişmanlık

Şişman arkadaşınız varsa dikkat edin! Çünkü siz de şişmanlamak üzeresiniz demektir. Zira şişmanlık bulaşıcıymış!

Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre aşırı kilolu gençler ile bu gençlerin yakın arkadaşları arasında güçlü bir ilişki olduğu ortaya çıktı.

Ekonomi ve İnsan Biyolojisi Bülteni isimli dergide yayınlanan rapora göre, özellikle aşırı kilolu arkadaşları olan 10 ile 20 yaş arası gençlerin de kilo sorunu yaşadıklarını, bunun çoğunlukla bu gençlerin kilolu arkadaşlarını taklit etmeleri ve kilolarıyla dalga geçmelerinden kaynaklandığına dikkat çekti.

Araştırmayı yapan uzmanlar, 2 yıl aralıklarla 5 bin genç üzerinde odaklandı. Uzmanlar araştırmalarında kilolu gençlerin birbirlerini bulduklarına ve sürekli bir arada bulunmaya başladıkları belirtildi. Araştırmada en dikkat çekici nokta ise, aşırı kilolu arkadaşları olan bir çocukta bu durum zamanla kilo almasına neden oluyor.

Uzmanlar örnek olarak ise, “1.75 metre boyunda ve 66 kilo ağırlıkta olan bir genç sağlıklı biri olarak kabul edilir. Ancak bu gencin aynı boyda olan fakat sonradan 3.17 kilogram kilo alan bir arkadaşından dolayı kendisi de belirli bir zaman içinde yaklaşık 1 kilo alıyor.” diyor. Raporda bu boy ve ağırlıkta olanların sağlıklı olmalarına rağmen bunun gençleri obeziteye kadar götürebileceği ifade ediliyor. Araştırmayı gerçekleştiren Hawai Üniversitesi, aşırı kiloluların kendi arkadaşlarına tesir ettiklerini ya da bu arkadaşların mı onlarla birlikte olmak istedikleri konusunda net bir sonuca varamadıklarını açıkladı.

İngiliz uzmanlar ise kilolu gençlerin kötü alışkanlıkları ve bulundukları ortamların önemli olduğu görüşünde. İngiltere Ulusal Obezite Grubu Başkanı Tom Fary, “Eğer bir çocuğun babası aşırı kilolu ise, bu babanın gidip spor yapması çok zor bir ihtimal. Çocuğu da gidip spor yapmaya öğreneceğine onun gibi yemeye alışır. Bazen anne-babalar da çocuklarına kötü örnek olabiliyorlar.” dedi